Paranormallum
25 Temmuz 2011 Pazartesi
12 Dilde Hayat Kullanma Kılavuzu
Georgia Guidestones, ya da American Stonehenge.
Üstünde yazılana göre 1980’de, “R.C.Christian” takma adlı bir insan/grup yaptırmış bunu; üzerinde İngilizce, İspanyolca, Swahilice, Hintçe, İbranca, Arapça, Çince ve Rusça’yla beraber, Babil, Eski Yunan, Sanskrit ve Hiyeroglif dillerinde de yazılar var (genel olarak “Adam olun, akıllı olun,” mesajı vermişler).
“R.C.Christian”ın, Rosicrucianism adlı, ortaçağ Almanyası’nda ortaya çıkmış ve İskoç Farmason Locası’na da ilham kaynağı olmuş, Lutheryan bir gizli topluluğu refere ettiği düşünülüyor; ki bu bir “yeniden canlandırma”dan ibaret, Gül-Haç’ı daha evvel tarih sahnesinde, Kudüs ve kadim Mısır’da da görmüş idik.
*Dipnot: TXF’da ismi burada geçer: Die Hand Die Verletzt.
Çılgın Deneyler
“Sous l’effet de l’électricité, le paralytique semble pouvoir passer de la position d’un grabataire à la position debout, appuyé toutefois sur une canne. Les appareils utilisés pour produire l’électricité se composaient comme celui-ci de sphères entre lesquelles se faisaient les étincelles. On peut en voir un semblable au Musée d’histoire de la médecine. L’auteur, un autre abbé scientifique, était “ professeur de physique expérimentale en l’Université de Perpignan”.
Google Efendi yanlış çevirmedi ise, bu, bir deneysel fizikçinin felçli hastayı elektrik akımı kullanma suretiyle ayağa kaldırma deneyi imiş.
Ayrıca tüm bunları bulduğum sayfadaki anatomi, ezcacılık, ne bileyim biyoloji kitaplarının kapaklarına bakınca şunu görüyorsunuz: TESADÜFEN YAŞIYORUZ. Kapakların hepsi muhteşem bir işçilik ürünü, ama öte yandan, ayrı ayrı korkunç deney ve gözlemleri işaret ediyorlar. Kim bilir içerikleri nasıldır ve tıp, bugün yararlandığımız haline gelene kadar nasıl aşamalar geçirmiştir?
18 Temmuz 2011 Pazartesi
Bağdat Pili
Bu gördüğümüz Bağdat pili. 1936 yılında Bağdat yakınlarındaki Khuyut Rabbou’a’nın Parthialılar’a ya da Sasaniler’e ait olan kalıntılarında kazı yapan bir ekip tarafından bulunmuş. Görünüşüne rağmen sıradan bir çömlek olmadığı, o sıralarda Irak Ulusal Müzesi’nin yöneticiliğini yapan arkeolog Wilhelm König’in, toprak kabın içindeki bakırı bulmasıyla anlaşılmış. Konig’e göre elektrik üreten bu alet, aslında metalleri altınla kaplamak için kullanılıyor olabilirmiş. Öte yandan, toprak kabın tamamen yalıtılmış olması ve hiçbir yerinde kablo bulunmaması sebebiyle elektrik üretiyor ya da iletiyor olmasını imkansız bulanlar da var; “Belki,” diyorlar, “İçinde ısısı korunması gereken bir şeyler saklanmıştır, ama bunun için de fazlasıyla ağır.”
Özet: Bağdatlılar çakallığı 2000 küsur yıl önce keşfetmiş, gümüşü altın diye yutturmanın yolunu bulmuşlar. (Bu şakaydı). Öte yandan, bildiklerimize göre her şeyin başladığı yerdeki kazıları da, o ülkenin bilim insanlarının değil de, yabancıların yapıyor olması da can sıkıyor. Tarih ve bilim tüm insanlığa mirastır, doğru; lakin kazıda asla hayal bile edemeyeceğiniz şeyler bulabiliyorsanız, müzeyi de, kazıyı da yabancılara bırakmak ne kadar doğrudur?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


